<h1>tesettür giyim</h1>

Tesettür giyim tasarımcıları

Tesettür giyim tasarımcıları

Muhafazakâr giyim firmaları hızla büyüyor. Bunda elbette ki ihtiyaçlar etkili, ancak büyümelerinin en büyük sebeplerinden biri de tasarımlardaki gelişmeler. Peki, muhafazakâr giyim firmalarının mutfağında kimler var?


Bir tekstil firmasının satışlarını artırmasının ve diğer firmalar arasından sıyrılmasının en önemli ayaklarından biri elbette tasarımlarıdır. Bu tasarımlara kumaş ve dikim kalitesi de eklendi mi mükemmel ürünler çıkar ortaya. Ancak ‘üreticiler’ işin mutfağında olduğundan çok da tanınmaz. Daha çok firma patronlarını görürüz haber ve röportajlarda. Biz de bu defa patronlarla değil tasarımcılarla görüştük. Kadrajımızda son dönemde öne çıkan muhafazakâr giyim firmalarının baş tasarımcıları var. Söz konusu tasarımcıların ürünlerini sosyal medyada kimi zaman çok beğeniyoruz kimi zaman ise acımasızca eleştiriyoruz. Onlar da eleştiriye cevap veremeyecekleri için sessiz kalıyor ve yalnızca müşterilerinin nabzını ölçmek, ne istediğini anlamaya çalışmakla yetiniyor. Aslında tasarım konusunda hepsinin ortak bir sıkıntısı var. Beğenerek hazırladıkları birçok tasarımın üretime girmemesi bu sıkıntıların başında geliyor. Firma sahipleri, var olan müşterilerini kaçırmamak adına yeniliklere çok fazla yanaşmayabiliyor. Haliyle tasarımcılar da mevcut müşterileri gözeterek tasarım yapmak durumunda kalıyor. Mevcut müşterilerin çoğunluğu kim mi? Anadolulu ev hanımları... Yani iş hayatında olmadığından sade ürünler yerine gösterişli ve şatafatlı ürünleri tercih eden bir kitle. Hal böyle olunca tasarımcılar altın gününden beş çayına koşturan bu kitleyi görmezden gelemiyor. Ama bir yandan da sade ve şık ürünler yapmaya çalışıyorlar. Hatta birkaç yıl içinde markalarının daha da sadeleşeceğini, minimal tasarımların ağırlık kazanacağını söylüyorlar. Nedeni ise dünya trendlerine kayıtsız kalınamaması…

Yönetimi ikna etmek istiyorum

Esra Karaduman (Tekbir Giyim Baş Tasarımcısı):  Lise yıllarından beri çizimle uğraşan bir tasarımcı Esra Karaduman. Aynı zamanda Tekbir’in yöneticilerinden Cafer Karaduman’ın kızı. Moda ve tasarım eğitimi almak için İngiltere’yi tercih etmiş. Kingston Üniversitesi Moda Okulu’nda üç yıllık eğitim geçmişi var. Tekbir’de işe başlaması 22 yaşına denk geliyor. Beş yıldır da firmada aktif olarak çalışıyor. Onun işi diğer firmaların tasarımcılarına göre bir nebze daha kolay. Ne de olsa ikna etmesi gereken kişiler babası ve amcası. Karaduman, “Firmaya başladığım ilk yıllarda yönetimi ikna etmem daha zordu. Tecrübesiz olduğumdan çekimser yaklaşıyorlardı ve birçok tasarımım üretime girmiyordu. O yıllarda üzülüyordum ama şimdi onları daha iyi anlıyorum, onlar da beni. Bir tasarımın çok satacağına inanıyorsam, yönetimi ikna ediyorum ve en düşük adetten de olsa o tasarımı ürettiriyorum artık.” diyor. Karaduman’ın en büyük hayali yalnızca gençlere hitap edecek, daha minimal tarzda yeni bir marka kurabilmek. Nedeni ise Tekbir’in mevcut müşterisini kaybetmemek adına tasarımlarında tam anlamıyla özgür olamaması. Karaduman, “Tekbir’e karşı bazı kesim hâlâ önyargılı. Mağazaya girmek istemiyorlar. Ben de bunu kırmak adına yeni bir marka kurmak istiyorum. İnsanların mağazaya girdiğinde tüm kombinini yapabilecekleri bir marka… İşte benim yönetimi asıl ikna etmem gereken konu bu.” diyor.

Tasarımlarda her zaman kendi zevkim ön planda değil

Güler Tekiner (Armine Baş Tasarımcısı):  Güler Tekiner, tekstil sektöründe epey eski. 42 yaşında ve 21 yıllık iş tecrübesi var. Marmara Üniversitesi Tekstil bölümünden mezun. Yıllardır tasarım yapıyor ancak modelistlik geçmişi de var. “Mezun olduktan sonra modelist asistanı olarak işe başladım. Mesleğimdeki dönüm noktam aslında. Çünkü dikiş ve kalıp bilmeyen birinin tam anlamıyla tasarımcı olabileceğine inanmıyorum.” diyor. Tekiner, sekiz yıldır Armine’de. Zaten Armine’nin konfeksiyon geçmişi de 10 yıla dayanıyor. Bu sebeple Armine müşterisinin belirlenmesinde Tekiner’in etkisi büyük. Yine de tasarımlarda kendi zevkinin çok ön planda olmadığını söylüyor. “Olmasını arzu ettiğim her şey müşteriyle buluşamıyor ne yazık ki. Bir çizgimiz var. Bunu korumak zorundayız. Ama bir tasarımın üretime girmesini çok arzu ediyorsam, birkaç değişiklik yapıp, kabul ettiriyorum.” diyor. Bugüne kadar yaşadığı sıkıntı tüm markalardaki  gibi üretimlerin fason olması. Şimdi ise Kastamonu’da kurulan fabrikada son sistem makineler sayesinde tasarımlarını istediği gibi ürettirme şansı olacağını söylüyor.

Üretime girmeyen ürünleri kendim giyiyorum

Serap Cebeci (Kayra Giyim Baş Tasarımcısı): Serap Cebeci, Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünün 1994 yılı mezunlarından. İletişim fakültesinde okumuş ancak hiçbir zaman gazetecilik yapmayı düşünmemiş. O yıllarda moda tasarımı kurslarının çoğunluğu İstanbul’da olduğu için üniversite için bu şehri tercih etmiş. Nitekim okuluna eşzamanlı moda tasarımı kurslarına gitmiş. Mezun olur olmaz da bir tekstil firmasında tasarımcı olarak işe başlamış. 3 buçuk yıl bu firmada çalışmanın ardından dil eğitimi için İngiltere’ye düşmüş yolu. Orada aynı zamanda moda tasarımı alanında yüksek lisans yapmış. Kayra ile yollarının kesişmesi masterı tamamlayıp Türkiye’ye dönmesiyle eşzamanlı. Evlenip Ankara’ya gider gitmez Kayra’da işe başlamış. Yaklaşık dokuz yıldır da burada çalışıyor. Onun işe başladığı yıllarda Kayra’da yalnızca takım üretiliyormuş. Cebeci ile birlikte pardösü üretimi de başlamış. Şimdi ise ‘giy çık’ ürünler ağırlıkta. Cebeci, “İnsanlar artık giy çık ürünler istiyor. Yani tek parça, kombin sorunu olmayan, giydiğinde serin tutan ve rahat ettiren tasarımlar. Eskiden pardösü ve trençkota ağırlık veriyorduk. Şimdi daha çok elbise, tulum ve gündelik abayalar çalışıyoruz. Şahsi olarak da tek parça tasarımlar daha çok hoşuma gidiyor.” diyor. Sevdiği tasarımların üretime girmemesine diğer tasarımcılar gibi o da çok üzülüyor. Ancak espriyle “Ne yapayım, ben de bu durumu fırsata çevirip üretilmeyenleri kendim giyiyorum.” diyor. Firma patronlarının, bu ürünleri Cebeci’nin üzerinde gördükten sonra üretime soktukları çok olmuş. Yine de Cebeci, “Emek verdiğim, çok satacağını düşündüğüm tasarımların üretime girmemesi ve geri dönüşümünü görememek üzücü tabii ki. Ama bunlar geçmişte daha çok oluyordu. Şimdi ikna edip sevdiğim tasarımları ürettirebiliyorum.” diyor.

Koleksiyonumu kendim tanıtıyorum

Özlem Erdoğruca (Setrms Baş Tasarımcısı): 1983 doğumlu Özlem Erdoğruca, olgunlaşma enstitülerinden yetişen bir tasarımcı. 2005 yılından beri tekstil sektöründe aktif olarak çalışıyor. Altı yıldır da Setrms’te görev yapıyor. Kendi için ne tarz ürünler arzuluyorsa, müşteriye de o şekilde tasarım yapıyor. Yaşadığı en büyük sıkıntılardan birinin koleksiyonların tam olarak anlaşılamaması olduğunu söylüyor. Yani tüketicilerin neyi, nasıl kombinlemesi gerektiğini bilmemesinden yakınıyor. Bu yüzden hafta sonları sık sık Setrms mağazalarına gidip gözlem yapıyor. Gözlem sırasında, müşterilere şu gömleği, şu etekle giyebilirsiniz demek yerine şu yöntemi tercih ediyor: “Bazı ürünler kendini askıda göstermez. Üzerine giyildiğinde belli eder şıklığını. Bu yüzden ben de mağazalarımıza gidip o tarz ürünleri üzerime giyerek müşterilere gösteriyorum. Olabilirliği görülünce hemen satış oluyor. Keşke mağazalarda bu tarz sistemler olsa da müşteriler koleksiyonları daha iyi anlayabilse!”

Tesettür Moda

Modası geçmeyen Beyaz

Modası geçmeyen Beyaz Tüm canlı renkler bir yana saflığıyla hiçbir zaman yeri doldurulamayacak beyaz bir yana. Üstelik beyaz bir araya ge...

Muhafazakar Kadının ’Kapak Yüzü’

Muhafazakar Kadının ’Kapak Yüzü’ Toplumu değiştirip dönüştürmek için en kestirme yol aileyi ve çocukları doğrudan etkileme gücüne sahip kadınların h...

İletişim Formu
Tesettür Giyim Rehberi